Kuran’da aktarılan Nuh Tufanı da inkar edenlerin akıl erdiremedikleri ve dolayısıyla reddettikleri konular arasındadır. Nuh Tufanı’nın varlığını inkar edenler, bu iddialarına delil olarak dünya çapında bir tufanın gerçekleşmesinin teknik olarak imkansız olduğunu söylerler. Buradan da yola çıkarak, böyle bir olayı doğrulayan Kuran’ın Allah sözü olamayacağını iddia ederler.
Oysa bu iddia, Allah’ın indirdiği ve tahrif edilmemiş tek kutsal kitap olan Kuran-ı Kerim için geçerli değildir. Çünkü Kuran’da Tufan olayı, Tevrat’ta ve çeşitli kültürlerde geçen Tufan anlatımlarından çok daha farklı bir biçimde haber verilmektedir.
Tahrif edilmiş olan Tevrat’ta bu tufanın evrensel olduğu ve tüm dünyayı kapladığı söylenir. Oysa Kuran’da Tufan’ın evrensel olduğu şeklinde bir ifade yoktur. Aksine ilgili ayetlerden Tufan’ın yöresel olduğu ve tüm dünyanın değil, sadece Hz. Nuh’u yalanlayan kavmin cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Tıpkı Ad kavmine gönderilen Hz. Hud (Hud Suresi, 50) veya Semud kavmine gönderilen Hz. Salih (Hud Suresi, 61) ve diğer peygamberler gibi Hz. Nuh da yalnızca kendi kavmine gönderilmiştir ve Tufan da Hz. Nuh’un kavmini ortadan kaldırmıştır:
Andolsun, Biz Nuh’u kavmine gönderdik. (Onlara) ‘Ben sizin için
ancak apaçık bir uyarıp korkutucuyum. Allah’-tan başkasına kulluk
etmeyin. Ben size (gelecek olan) acıklı bir günün azabından korkarım’
dedi. (Hud Suresi, 25-26)
Helak olanlar Hz. Nuh’un tebliğini hiçe sayan ve isyanda direten
kavimdir. Bu konudaki ayetler hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek kadar
açıktır:
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi. (A’raf Suresi, 64)Böylece
onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık.
Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü
kuruttuk. (A’raf Suresi, 72)
Görüldüğü gibi Kuran’da tüm dünyanın değil, sadece Nuh kavminin helak
edildiği bildirilmektedir. Ayetler bu kadar açıkken hala Kuran’da Nuh
Tufanı’nın evrensel olarak geçtiğini iddia etmenin cahil kesimleri
aldatmaya, onların aklını karıştırmaya çalışmaktan başka amacı yoktur.Tahrif edilmiş Tevrat ve İncil’deki mantıksızlıkların, hurafelerin hiçbirinin Kuran’da yer almaması, hatta bunların düzeltilmiş gerçek hallerinin aktarılması da Kuran’ın bütünüyle Allah Katından gönderilen bir kitap olduğunu bir kere daha kanıtlamaktadır.
Kuran’da Tufan olayından evrensel olarak bahsedilmesi bir diğer açıdan da mümkün değildir: Çünkü Allah, herhangi bir kavme elçi gönderilmedikçe, o kavmin helak edilmeyeceğini söylemektedir. Helak için, kavmin kendisine uyarıcı-korkutucu gelmiş olması ve bu uyarıcının yalanlanmış olması gerekmektedir. Allah Kasas Suresi’nde şöyle buyurmaktadır:
Senin Rabbin, ‘ana yerleşim merkezlerine’ onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve Biz, halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz. (Kasas Suresi, 59)
Yine bir başka ayette de “Kim hidayete ererse, kendi nefsi
için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir
günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi
gönderinceye kadar (hiçbir topluma) azab edecek değiliz.” (İsra Suresi, 15) buyrulmaktadır.Ayetlerden anlaşılacağı üzere kendisine uyarıcı gönderilmeyen bir kavmin helak edilmesi, Allah’ın kanununa aykırıdır. Bir uyarıcı olan Hz. Nuh ise sadece kendi kavmine gönderilmiştir. Bu sebeple Allah, uyarıcı gönderilmemiş olan kavimleri değil, sadece Hz. Nuh’un kavmini helak etmiştir.
Tufan hakkındaki bir başka konu ise, suların bölgedeki bütün yükseltileri, dağları kaplayacak kadar yükselip yükselmediği konusundadır. Bilindiği gibi Kuran’da, geminin Tufan sonrası “Cudi”ye oturduğu bildirilmektedir. “Cudi” kelimesi kimi zaman özel bir dağ ismi olarak alınır, oysa kelime Arapçada “yüksekçe yer, tepe” anlamına gelmektedir. Ayrıca “cudi” kelimesinin bu anlamından, suların ancak belirli bir yüksekliğe eriştiği, karayı bütünüyle kaplamadığı anlaşılmaktadır. Yani Tufan’ın muharref Tevrat’ta ve diğer efsanelerde anlatıldığı gibi tüm yeryüzünü ve yeryüzündeki tüm dağları yutmadığı, sadece belirli bir bölgeyi kaplamış olduğunu Kuran’dan öğrenmekteyiz.
Ayrıca Tufan’ın gerçekleştiği düşünülen arkeolojik bölgede yapılan kazılar da, Tufan’ın tüm dünyayı kaplayan evrensel bir olay değil, Mezopotamya’nın bir bölümünü etkisi altına almış olan çok geniş bir afet olduğunu göstermektedir. (Geniş bilgi için yazarın, “Kavimlerin Helakı” isimli kitabına başvurulabilir.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder